Kahvenin Sağlık Üzerindeki Etkisi

Kahvenin Sağlık Üzerindeki Etkisi

Okuma Süresi: 2 Dakika, 24 Saniye

Kafa, kape yada coffee diğer adıyla kahve batı Etiyopya’da keşfedilmiş, bir çobanın keçilerinin kahve tohumlarını yedikten sonra daha aktif olup gece uyumadıklarını keşfetmesiyle başlamış.

1600 yıllara kadar insanlar bira ve cini sudan daha çok içerlermiş. Çayın ve kahvenin dünyaya tanıtılmasıyla insanlar yatıştırıcı olarak çay ve kahveyi kullanmaya başlamışlar. Şuan ise kafein dünyanın en çok kullanılan psikoaktif ilacı. Kahve ve çaydaki kafein konsantrasyonumuz artırıp, yorgunluğumuz azaltıp ve bize iyi bir hafıza verir. Ve bunlar sadece plasebo değil, laboratuvarda tekrarlanabilir gerçek sonuçlar.

Aslında kahve çoğunlukla %98’ in üzerinde sudur ve diğer %2’lik kısımda ise gerçekten güzel şeyler var.

Kahvede ilk fark edilen şey aroma! Fakat kahvedeki bazı bileşenler itici, antipatik olabilir eğer ki yüksek oranda bulunursa. 2-Ethylmethylcarbinol gibi. Bu koku ayrıca hamamböceklerinin birbirlerini uyarması için salgıladıkları kokunun adıdır.

Ayrıca dimethyl disulfide var. Bu kokuyu kahvede zar zor alıyoruz ve kokusu biraz çürümüş et kokusuna benzemekte. Fakat kahve hala çok güzel kokuyor çünkü zengin acethylmethylcarbinol kahveye tereyağı tadını verir.

Trigonelline kahveye tatlı, doğa kokusunu veren madde. Dişlerimizin çürümesine neden olan streptococcus mutans adlı bakteriye karşı savaşır. Gerçek sağlık kahramanı ise 3,5 dicaffeoylquinic asittir. Beynimizi serbest radikal hasarından korur. Evet doğru yani kahve antioksidandır! Kahvenin daha ilk yudumlarında vurucu etkiyi yapan maddenin adı ise kafein.

Kafein, aslında nikotin ve kokaine benzeyen bir bitki toksinidir. Kafeinin uykuyu açma ve vücudu zinde tutma mekanizması beyindeki adenozin reseptörleri üzerinde olur. Vücudun bir yan ürünü olan ve tüm vücudumuzda bulunan adenozin, beyinde kendi reseptörlerine bağlandığında uyuşukluk ve uyku baş gösterir. Ve biz kahve içtiğimizde kahve ve adonozin molekülleri adenozin reseptörlerine bağlanmak için birbirleriyle yarışırlar. Adenozin yerine kahve bu reseptörlere bağlandığında adenozinin yapmış olduğu uyuşukluk hissi oluşmaz. İşte kahvenin uyarıcı etkisi buradan kaynaklanır.

Peki kahve bağımlılık yapar mı?  Bazı bilim insanları için evet fakat diğer bağımlılıklar kadar kötü değil. Çünkü kahve bağımlılığa ilişkin dopamin yollarını çok güçlü etkilemiyor. Çalışmalar ölçülü içimde Alzheimer ve Parkinson’a karşı koruyucu olduğunu gösteriyor.

Kahve yapımı nasıl olur? Kahve çekirdekleri kahve mayasından çıkartılır. Meyveler çekirdekleri serbest bırakmak için kurutulur veya hamur haline getirilir daha sonrasında kabuklanır, boyut ve ağırlığına göre sınıflandırılır ve profesyonel kahve tadımcıları tarafından değerlendirilir. Farklı aromalardan oluşan kahveler ortaya çıkar.

Ve dahası aynı kahveyi içen iki kişinin farklı tepkileri olabilir, çünkü genotip ve bağırsak mikrobiyomu hangi kahve metabolitlerinin mevcut olduğunu ve bunların nasıl kullanılacağını belirler.

Bizler kahveyi daha çok kafein olarak bilsekte, içerisinde karbonhidrat, yağ, amino asitler, vitaminler, mineraller ve fitokimyasalların olduğu bir karışımdır. Kahve içerisinde 1000’den fazla biyoaktif bileşenin olduğu bir içecektir.

Kahvede en çok bildiğimiz bileşenler kafein, klorojenik asit, diterpenlerdir. Kahvede bulunan diterpenler (cafestol ve kahveol) antikarsinojen etkilere sahiptir. Ne yazık ki bu yağda çözünen bileşiklerin aynı zamanda kolesterol ve ldl seviyelerini yükselttiği bulunmuştur. Bu etki filtre edilmemiş Fransız, türk ve bütün olarak yenilmiş kahve çekirdeklerinde bulunur. Filtrelenmiş süzülmüş ve hazır kahveler çok daha düşük seviyelere sahiptir.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.